Covid-19 Sürecinden Geçenlerin Hikayeleri – İPAM

İbn Haldun Psikoterapi

Uygulama ve Araştırma Merkezi

Covid-19 Sürecinden Geçenlerin Hikayeleri


Devam etmeyi sağlayan bağlarımız: Covid-19 Sürecinden Geçenlerin Hikayeleri

Bu doküman, Narrative terapist İclal Eskioğlu Aydın’ın başlattığı, Covid-19 sürecinde yaşanan zorluklara karşı kişilerin kullandıkları bilgi, beceri ve değerlerin keşfedildiği bir grup sürecinde oluşturuldu. Bu grup çalışması, İbn Haldun Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programı öğrencileri olan bir grup psikolog ile yapıldı.

Grup çalışmasında, grup üyeleri Covid-19 sürecinin hayatlarını nasıl etkilediği ve bu süreçte kendilerine yardımcı olan bilgi, beceri ve değerleri keşfettiler. Bu bilgi, beceri ve değerlerin hikayelerini ve bunların geçmişini ortaya çıkardılar. Bu beceri, değer ve bilgi birikimlerinin ailevi, kültürel ve toplumsal bağlarını kurdular. Grup üyeleri bu grup çalışmasında kendilerine dair keşiflerini diğer insanlar ile kolektif (ortak) bir doküman oluşturarak paylaşmak istediler ve siz okuyucular için bir mesaj hazırladılar:

“İnsanların birçok hayat deneyimleri olduğunu ve bazı deneyimlerin kimi zaman kesiştiğini düşünüyoruz. Ayrıca, bize bu süreçte nelerin yardımcı olduğunu paylaşmanın bu dokümanı okuyan kişilerin kendi bilgi, beceri ve değerlerine ilişkin hikayelerini keşfetmelerine yardımcı olabileceğine inanıyoruz. Kendi hikayelerimizi paylaşmanın, yalnız olmadığımızı (hem kendimizin hem de okuyucuların) hissetmemizi sağlayabilmesini umuyoruz. Bu süreçte, kendi hikayelerimizin birbirimize iyi gelmesini dileriz.”

Grup üyeleri bu dokümana katkıda bulunmak isteyenlere yardımcı olabilecek bazı sorular oluşturdular. Soruları dokümanın sonunda bulabilirsiniz. Sizden duyacağımız yanıtları heyecanla bekliyoruz!

Birlikten kuvvet doğar

Bazılarımız bugünlerde etrafı sessizliğe boğmaya çalışan ve bizi yalnızlaştıran bir karadeliğin içine çekildiğimizi hissediyoruz. Bu karadeliğe karşı, sevdiklerimle bağımı daha da kuvvetlendirmeye, beraber olduğumuzu hissetmeye ve hissettirmeye çalışıyorum. Bu süreçte, ailemi, akrabalarımı ve sevdiklerimi daha sık arıyorum, onlarla hala bir bağımızın olduğunu ve birlikte bu sürecin üstesinden gelebileceğimiz mesajını kendime ve çevreme vermeye gayret ediyorum. Anneannem ve dedemin düzenlediği, tüm sevdiklerimi bir araya getiren bayram sofralarında, herkesin yüzündeki tebessümü hatırlamak huzurlu hissettiriyor. Büyüklerimizin dediği gibi, “birlikten kuvvet doğar”. Etrafı sessizliğe boğmaya çalışan karadeliğe karşı tek ve güçlü ses olmak bize iyi hissettiriyor.

Yapışkan kırmızı sakızı dışarı atmak

Son zamanlarda daha iyi fark ediyoruz ki kaygılarımızla ne kadar çok uğraşırsak kaygılarımız o kadar çok yayılıp artıyor. Aramızdan biri yaşadığı kaygıyı yapışkan bir sakıza benzetiyor ve “bu sakızın midemde bir yerlerde olduğunu ve kırmızı renkte olduğunu düşünüyorum. Yukarı doğru genişleyen, düşündükçe daha da rahatsızlık oluşturan bir şey” şeklinde tarif ediyor. Bu yapışkan sakız için yapılacak şeylerden birinin insanlarla duygularımızı açık bir şekilde paylaşarak sakızı dışarı atmak ve sakızla uğraşmak yerine yapılacak başka şeylere odaklanmak olabileceğini düşünüyoruz. Çoğumuzun bildiği gibi, dertler paylaştıkça azalır, mutluluk ise paylaştıkça çoğalır.

Hayat dursa da ilerleyebilmek

Bugünlerde, sevdiklerimize bir şey olması ihtimali bizi endişelendiriyor. Bazı sabahlar, üzerime bir beton blok düşüyor ve ben o ağır bloğun altında kalıyor gibi hissediyorum. Sorumluluklarımı aksatmamak, beton bloğun ağırlığını hafifletiyor. Her günün sonunda ertesi gün için bir liste yapıyorum, ve gün sonunda tamamladıklarıma tik atıyorum. Bunu yapmak, günlük rutinlerime tutunarak hayatı devam ettirmemi sağlıyor. Sorumluluklarıma sarılmayı bir aile büyüğümün yapması gerekenlere ara vermediğini görerek öğrendim. Toplumumuzda sık kullanılan bir atasözü var: “işleyen demir ışıldar”. Bu atasözü, bugünlerde göreceli olarak duran hayatlarımızda, bize ilerlediğimizi hissettirecek şeyleri hayatımızda tutmayı hatırlatıyor.

Mutfaktaki gelenek

Bu sıralar, kaygının hayatlarımızda kendinden başkasına söz vermemek için elinden geleni yaptığını düşünüyoruz. Ne zaman yoğun bir duygunun içine girsem, nefes almak için yaptığım şeylerden biri mutfağa girmek olur. Ailede herkes yeni tarifler denemeyi sonra onu diğer aile üyelerine tattırıp yorumlatmayı sever. Hatta bazen bu denemeler üzerinden aramızda espriler döner. Yani bu ailemizin ortak bir geleneğidir. Mutfakta olmak, hem aile geleneğini sürdürmemi sağlıyor, hem de mizahı hayatıma dahil ederek kaygı dışı konuları konuşmak için bana ve aileme alan açıyor. Aile geleneklerimizi sürdürmek, bize zor zamanlarımızda yol gösterebilir.

Gölgeyi geride bırakmak

Bu sıralar, geleceğimizin belirsiz olması ile ilgili kaygılar taşıyoruz. İçimizden biri bu kaygısını şöyle tanımlıyor: “bu kaygı, hayatımın hiçbir döneminde ne yaparsam yapayım kurtulamayacağım gölgem gibi”. Gölgenin gölgesindeki bu zaman diliminde, sosyal medyaya bakmaya vakit kalmayacak kadar çok kitap okuyorum. Kitap okumak bu dünya ile bağlantımı kesiyor, kaygılarımı unutmamı sağlıyor ve en önemlisi zihnimi berraklaştırıyor. Annem de, gün içinde kendisini bunaltan bir şey olursa eline kitabını alır ve köşesine çekilirdi, yanımıza geldiğinde olumsuz ruh halinden arınmış olurdu. ‘Her kitap bir dünyadır.’ Okuduğumuz kitaplarla kapısı aralanan her dünya, gölgeyi geride bırakmamızın mümkün olduğunu ve kontrolün elimizde olduğunu hissetmemizi sağlıyor.

Katkıda bulunmak isteyenler için bazı sorular:

  •  Sizinle paylaştığımız bu dokümanı okumak, pandemi sürecinde baş etmenizi sağlayan bir şeyi size anımsattı mı?
  •  Bu dokümanda yer alan bilgi, beceri ve değerlerden herhangi birine kendinizi yakın hissettiniz mi? Kendinize yakın hissettiğiniz ifadenin, kendi hayatınızla nasıl bir bağı olduğunu düşünüyorsunuz?
  • Bu dokümanı okumanın size yardımcı olan bir kısmı oldu mu?
  • Covid-19 nedeniyle hayatınızda yaşadığınız zorluklara rağmen bu süreçte ayakta kalmanızı ve hayatınıza devam etmenizi sağlayan ailevi veya toplumsal bir gelenek veya bir ritüel var mı?

Yanıtlarınız için: iclal.aydin@ihu.edu.tr

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur