İbn Haldun Psikoterapi

Uygulama ve Araştırma Merkezi

Psikoterapi Yaklaşımları

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Bilişsel Davranışçı Terapi, duygusal ve davranışsal tepkilerimizin olayları algılama ve yorumlama biçimimizle ilişkili olduğu varsayımı üzerine biçimlenmiştir. BDT’de güncel sorunları çözmeye odaklanılır. Yani geçmişten ziyade bugün ile ilgilenilir. Buna karşın kişinin düşünce biçimini anlamak için geçmiş gözden geçirilir. Akabinde kişinin yanlış düşünce biçimleri, bilişsel çarpıtmaları, işlevsel olmayan düşünce ve davranışları belirlenir. Bunlar üzerinde çalışılır. Terapinin başarılı olabilmesi için danışanın işbirliği içerisinde olması kendisine verilen ödevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Terapideki temel amaç danışanın yanlış düşünce ve davranışlarını değiştirmesine yardımcı olmaktır. Danışan terapide öğrendiği bu becerileri,  hayatında karşılaştığı başka sorunları çözmek içinde kullanabilir. 

Terapiye başvuran kişilere bazı ölçekler uygulanır. Bu şekilde kişinin durumu hakkında bir tarama yapılmış olur. Terapi bittikten sonra da aynı ölçekler uygulanarak kişinin durumundaki değişikliğin takibi yapılabilir. 

BDT, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluk, depresyon, fobiler, cinsel sorunlar, yeme bozuklukları, sınav ya da performans kaygısı vb. birçok problemin tedavisinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Psikiyatristle işbirliği içerisinde ilaç ve terapi birlikte sürdürülebilir. İlaç kullanılmasının sakıncalı olabileceği gebelik, kronik sistemik hastalıklar gibi koşullarda ya da hastanın ilaç kullanmayı tercih etmediği durumlarda BDT iyi bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

ACT’nin temelinde davranışları ‘iyi’ ya da ‘kötü’ olarak tanımlamak yerine davranışı içinde bulunduğu bağlama göre değerlendirmek gerektiği varsayımı yatmaktadır. Sağlık ve mutluluğa ulaşmak için acının, hayatın kaçınılmaz bir parçası olduğunu “kabul” etmek önemlidir. Psikolojik açıdan acıya neden olan olumsuz içsel yaşantılarımızdan (duygu, düşünce, anı ve hisler) kaçmaya çalışmak işe yaramaz. Tam tersi onları kontrol etmeye, olumsuz içsel yaşantıları düzeltmeye, tamir etmeye çalışmaktansa, içtenlikle temas etmek ve verdikleri rahatsızlığa rağmen onlara yer açmak gerekir. 

ACT’in amacı insanlarda psikolojik esnekliği arttırmak değer odaklı davranışların yerleşmesini sağlamaktır.  “Psikolojik esneklik”, içsel yaşantılarımıza dikkat ve açıklıkla yaklaşarak “ânla temas etmeyi” gerektirir. Ayrıca değerlerimiz doğrultusunda davranışlar sergilemek için kararlı olmakla da ilgilidir.  Özetle anlamlı bir hayatın önünde engel olarak duran duygu, düşünce, anı ve hislerimizi fark etmek; onları değiştirmeye, kontrol altına almaya ya da yoğunluklarını/sıklıklarını azaltmaya çalışmadan davranışlarımız üzerindeki baskınlıklarını zayıflatmak temel amaçlardandır. 

Narrative Terapi (Öyküsel Terapi)

Narrative Terapi, her insanı kendi hayatının uzmanı olarak gören ve kişiyi merkeze alan bir yaklaşımdır.  Kişilerle problemlerin birbirinden ayrı olduğu, insanların problemlerinin etkisini azaltacak becerilere, inançlara, değerlere, yeterliliklere sahip olduğu varsayımı ile hareket eder. Danışanlara insanlara karşı suçlayıcı olmayıp onların yaşamlarına, tercihlerine, deneyimlerine ve kimliklerine saygı duyar. 

Narrative Terapiye göre kişinin problemi sahiplenmesi için hiçbir sebep yoktur çünkü problem dışarıdan gelmektedir. Aksine kişi problemi içselleştirdikçe ve sahiplendikçe kendisinden uzaklaştıramaz ve kurtulamaz. Danışanın, yaşamındaki problemle başa çıkmaya çalışırken geçmişindeki insanlarla ve devam eden ilişkileriyle bağlarını kuvvetlendirmesi önemlidir. Kişinin sahip olduğu becerilerini öğrendiği ve bu gelişim sürecine şahit olan insanlar kişinin yaşamını zenginleştirir ve onu güçlü kılar.

Şema Terapi

Şema Terapi pek çok psikoterapi ve gelişim modelini işlevsel bir şekilde bir araya getiren bütüncül bir yöntemdir. Şema Terapi; bilişsel, davranışsal, psikodinamik, bağlanma ve gestalt yaklaşımlardan beslenir. Kişilerin çocukluk/ergenlik çağında problemlerle baş etmek için oluşturdukları şemaları (düşünce kalıpları) vardır. İlk dönemler işe yaradığı düşünülen bu şemalar zaman içerisinde problemlerin nedeni olabilir. Bu nedenledir ki terapide  bu şemalarla çalışmak gerekir.

Şema Terapi kronik kişilik sorunlarına (borderline kişilik bozukluğu ve narsisistik kişilik bozukluğu gibi) çözüm bulabilmek amacıyla yola çıkmıştır. Zaman içinde kronik depresyon, çocukluk travmaları, yeme bozuklukları, çift çalışmaları, madde kullanımı gibi klinik problemler ve bozukluklarda da uygulanmaya başlamıştır. 

Şema Terapi psikolojik bozuklukları patolojik olarak kabul etmek yerine normalleştiren, insani bir yaklaşımdır. Buna göre hepimizin şeması (psikolojik sorunlara altyapı oluşturan düşünce biçimi), baş etme biçimleri (şemalarla başa çıkma yöntemleri) ve modları (pek çok şema ve başa çıkma biçiminden oluşan yapıları) vardır.

Sistemik Aile Terapisi

Ailenin bir üyesinin gelişimi ve davranışı, ailenin diğer üyeleriyle yakından ilişkilidir. Danışanın sorununu, uyum bozukluğuna, geçmişine ve gelişimine değil, içinde bulunduğu sistemin yani  ailenin işlevselliğine bakarak değerlendirmek gerekir.

Bireyin olumlu yönde değişimini sağlamak için aileyi, içinde yer aldığı ilişkileri bir bütün olarak ele almak gerekir. Bu nedenle sistemik aile terapisinde yalnız sorunlu birey değil ailenin tüm üyeleri kapsamlı bir biçimde ele alınır. 

Sistemik aile terapisinde, terapiye başvuran kişinin içinde bulunduğu sistem araştırılır ve terapiye tüm aile davet edilir. Terapiye başvuran kişinin sorununu anlamlı kılacak aile içi ilişkiler üzerinde yoğunlaşılır. Sistem içinde kuşaktan kuşağa geçen anlamlar, kurallar, kültürel ve cinsel bakış açıları anlaşılmaya çalışılır. Bu yapı içerisinde değişimi sağlayacak yollar araştırılarak çözüm üretilir.

Dinamik Terapi

Psikodinamik ekole göre, insan zihni çok yönlü, katmanlı ve karmaşıktır. Özellikle bilinçdışı süreçler, duygu ve davranış ve seçimlerimizi etkiler. Bilinçaltı süreçlerimizi etkileyen temel unsurlardan biride ilişkilerimizdir. Terapist ve danışan arasında kurulan ilişkide aslında danışanın deneyimlediği ilişkilerin küçük bir modeli gibidir. Terapist danışanın yaşadıklarını anlamlandırabilmesi için anılar, bilinçdışı ve aktarımlar üzerinde çalışır.

Terapist danışanın kullandığı savunma mekanizmalarının onun hislerini nasıl etkilediğini anlaması için danışana yardımcı olur.  Ayrıca danışanın bilinçdışı döngüsünü anlayarak farkındalık düzeyini ve içgörüsünü arttırması hedeflenir. Bu sayede kişinin yaşadıklarını, hissettiklerini anlamlandırması ve iç dünyasındaki çatışmaları azaltması beklenir. Psikodinamik terapide nihai amaç zorlayıcı deneyimlerin, kısır döngülerin ve tıkanmışlıkların kişinin zihninde yeni anlamlar kazanıp farklı şekillerde biçimlenip tecrübe edilmesidir. Böylece danışanın hayatında açılımlar yaşayarak içsel özgürlüğe kavuşması hedeflenir.

EMDR

EMDR, “Eye Movement Desensitization and Reprocessing” kelimelerinin baş harfi ile isimlendirilen bir terapi yöntemidir ve Türkçeye “Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden işleme” olarak çevrilmiştir.

EMDR terapisi yaşadığımız ve etkisinden kurtulamadığımız rahatsız edici olay, anı ve huzursuzlukları anlamlandırarak etkisinden çıkmamızı ve rahatlamamızı sağlayan bir yöntemdir. EMDR danışanlardaki rahatsızlığın nedeninin, olumsuz ve kötü olarak depolanmış hafıza ve anılar olduğunu belirten ve tedavide adaptif (uyumsal) bilgi işleme modelinin rehberliğinde bu kötü anıları değiştiren bir psikoterapi biçimidir. Yanlış inanışlar ve uyumsuz davranışlar bu depolanmış eski yaşantılarımızın anılarından kaynaklanır. Biz bu hedef anılara ulaşır ve bunları terapi ile işleyerek değiştirebiliriz. 

EMDR temelde TSSB (travma sonrası stres bozukluğu) yoğun korku ve kaygılar için uygulansa da günümüzde birçok psikiyatrik bozuklukta kullanılabilen bir terapi çeşididir. 

Yıldız (*) işareti olan alanlar zorunludur