Yükleniyor, lütfen bekleyiniz.

Ergenlik

Ergenlik

Ergenlik

Hepimiz belli yaş gruplarıyla iletişim kurarken kendimizi daha rahat hissediyoruzdur muhtemelen. Kimimiz çocuklarla oynamaktan, kimimiz yetişkinlerle sohbet etmekten, kimimiz de yaşlıları dinlemekten daha çok keyif alıyor olabiliriz. Benim içinse bu yaş grubu ergenler. 

 

Ne yazık ki "ergen" kelimesini duyduğumuzda bir çoğumuzun aklında çok güzel şeyler canlanmıyor. Kimimizin yüzü asılıyor, kimimiz gözlerini deviriyor, kimimiz ise rahatsızlığını sözel olarak dile getiriyor ve başlıyor şikâyete. Ebeveynler evdeki ergenlerden, bir ergenle yaşamayanlar akrabalar veya konu komşu arasında ergenlik döneminde olanlardan, yakınlarında hiç ergen olmayanlar sokakta, parkta, otobüste karşılaştıkları ergenlerden, ergenlerle ilgili olumsuz tek bir şey yaşamamış olanlar ise "ne olacak bu gençlerin hâli!" diyerek bir şekilde şikâyet ediyorlar. Durum öyle bir noktaya vardı ki, ergenler de ergen olmaktan rahatsız gibiler. Birbirlerine "ergen misin oğlum" diye kızan mı dersiniz, "ergen ergen konuşma" diye alay eden mi dersiniz... Öyle ya da böyle, herkes ergenlerden şikayetçi gibi duruyor.  

Böyle bir tablo karşısında neden ergenleri çok sevdiğime gelince... Bunu hakkıyla ifade edebilmek için ilk olarak ergenlik dönemi özelliklerinden biraz bahsetmem gerekecek. 

Peki Nedir Bu Ergenlik? 
Ergenlik, genellikle 10-19 yaşları arasındaki dönem olarak tanımlansa da, bu süreci yalnızca yaşa göre sınırlamanın doğru olmadığını savunan araştırmacılar da bulunuyor. Özellikle son yıllarda, ergenlik döneminin sosyal açıdan daha ileri yaşlara kadar devam edebileceği düşüncesi giderek yaygınlaşmış durumda.

Bunun nedeni, ergenliğin sadece fiziksel ve hormonal değişimlerden ibaret olmaması, aynı zamanda bireyin sosyal, duygusal ve bilişsel gelişim süreçlerini de içermesi. Toplumsal beklentiler, eğitim sürecinin uzaması ve bağımsızlığa geçişin daha ileri yaşlarda gerçekleşmesi gibi faktörler, ergenlik sürecinin sosyal ve psikolojik boyutlarını uzatmış oluyor. Bu nedenle, ergenlik dönemini yaşa dayalı bir çerçevede tanımlamak yerine, bireyin gelişimsel ihtiyaçları ve yaşadığı deneyimlere odaklanmak daha doğru bir yaklaşım olarak görülüyor.

Ergenlik: Değişimin Eşiği

Ergenlik dönemini tek bir kelimeyle ifade etmem gerekseydi galiba buna "değişim" derdim. Ergenlik dönemiyle birlikte gençler müthiş bir değişim bombardımanı altında kalıyorlar. Ve maalesef bu değişim ergenlerin kontrolünde olmadan ilerliyor ve birkaç yıl sürebiliyor. 

  • Fiziksel Değişimler

Hipofiz bezinin büyüme hormonu salgılamasıyla birlikte ergenler birçok fiziksel değişim yaşıyorlar. Bu süreçte bedenleri değişiyor; kemik, yağ ve kas kitlelerinde büyük bir artış oluyor. Kalp, akciğerler, karaciğer, böbrekler, dalak, pankreas ve tiroit gibi organlar büyüklük ve ağırlık açısından ikiye katlanıyor. Hormonlar salgılanmasıyla ter bezleri aktifleşiyor, tüylenme başlıyor ve yağ bezlerinin daha aktif hale gelmesiyle ciltte yağlanma ve sivilce gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Boyları uzuyor, kiloları artıyor ve en önemlisi cinsel olgunluğa ulaşıyorlar. Büyüme bu dönemde belirgin bir hızlanma gösterdiği için bu süreç “büyüme atağı” olarak adlandırılıyor. 

Sonuç olarak ergenlikle birlikte gençler çocukluk bedenlerini kaybederek yetişkinliğe doğru önemli bir fiziksel dönüşüm yaşıyorlar.   

  • Duygusal ve Sosyal Değişimler 

Ergenlik dönemi, hormonal değişimlerin etkisiyle duygusal dünyada da yoğun ve karmaşık dönüşümlerin yaşandığı bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Bu dönemde ergenler, öfke, neşe, üzüntü ve kaygı gibi duygular arasında ani geçişler yaşayabiliyor ve duygusal dalgalanmalarla başa çıkmakta zorlanabiliyorlar. Bedenlerindeki hızlı değişim, kendilerine yönelik eleştirel ve olumsuz duygulara yol açabilirken, çatışmalar sonucunda ebeveynlerine karşı yoğun öfke hissedebiliyorlar.

Aynı zamanda, ergenler kimliklerini ve kişisel değerlerini keşfetme çabası içine giriyorlar. “Ben kimim?” sorusu bu dönemde sıkça karşılarına çıkıyor ve hedeflerini, inançlarını ve değerlerini sorgulamaya başlıyorlar. Dolayısıyla bu süreçte, aileden bağımsızlaşma ve kendi kararlarını alma arzusu ön plana çıkıyor. Ancak bu bağımsızlık ihtiyacı, yalnız kalma isteği ile bir gruba ait olma ihtiyacı arasında bir denge arayışıyla birlikte ilerliyor. Hem ebeveynlerinden uzaklaşmak istiyorlar hem de bir yetişkine güvenme ve destek alma ihtiyacı hissediyorlar. Bu çelişkiler, ergenlik sürecini duygusal açıdan daha yorucu hale getirebiliyor.

Sosyal açıdan ise ergenler, çocukluk dönemindeki bağımlı ilişki biçimlerinden uzaklaşıyorlar. Artık ebeveynlerini mutlak otorite olarak görmek yerine, onları ve öğretilen değerleri sorgulamaya başlıyorlar. Toplumsal normları eleştiriyor, çevrelerinde adalet ve anlam arayışına giriyorlar. 

Bu dönemde akran ilişkileri, kimlik gelişiminde ve aidiyet duygusunun güçlenmesinde belirleyici bir rol oynuyor. Ebeveynden uzaklaşma ve akran grubuna uyum sağlama isteği, zaman zaman riskli davranışlara neden olabilse de, sosyal becerilerin ve bireysel farkındalığın gelişmesine katkı sağlıyor.

Ergenlik dönemi hem duygusal hem de sosyal açıdan büyük bir dönüşüm süreci olup bireyin yetişkinliğe hazırlanmasında önemli bir basamak işlevi görüyor.

  • Bilişsel Değişimler 

Ergenlik dönemi, beyinde de büyük değişimlerin yaşandığı bir süreç. Bu dönemde ergenler, çok daha eleştirel düşünmeye başlıyor, olaylar üzerine senaryolar üretiyor ve ihtimaller üzerinden değerlendirmeler yapıyorlar. Beynin ön bölgesinde, özellikle prefrontal kortekste, nöroplastisite kapasitesinde belirgin bir artış görülüyor. Nöroplastisiteyi, basit bir ifadeyle, beynin değişim kapasitesi olarak tanımlayabiliriz. Yani nöroplastisite ne kadar yüksekse, beynin deneyimler karşısında yaşadığı değişim de o kadar büyük oluyor.

Bu durum, ergenlik döneminin değişime son derece açık bir dönem olduğunu gösteriyor. Ancak bu durum hem olumlu hem de olumsuz yönde etki oluşturabiliyor. Beynin esnek yapısı sayesinde olumlu deneyimler, ergenin zihinsel gelişimine katkı sağlayabiliyor ve olumlu değişimlere yol açabiliyor. Öte yandan, olumsuz deneyimler aynı ölçüde olumsuz etkiler bırakabiliyor ve bu durum beynin gelişim sürecini negatif yönde etkileyebiliyor.

Kısacası, ergenlik döneminin, beynin çevresel etkilere son derece duyarlı olduğu, hem fırsatlar hem de riskler barındıran bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Bu süreçte sağlıklı bir çevre ve destekleyici deneyimler, bilişsel gelişimin olumlu yönde ilerlemesi için kritik bir rol oynuyor.

Peki Bu Değişimin Anlamı Ne?
Şimdi sizden, hayatınızda kontrolünüz dışında ve çok hızlı bir şekilde gerçekleşen bir değişim olduğunu hayal etmenizi istiyorum. Örneğin, İstanbul’da düzenli bir yaşamınız ve işiniz varken, bir anda her şey altüst oluyor ve başka bir şehre taşınmak zorunda kalıyorsunuz. En yakın arkadaşlarınızdan ayrılıyor, sevdiğiniz işinizi bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Yeni bir çevrede, sizi anlamayan ve hatta “Neden geldiniz?” der gibi bakan insanlarla karşılaşıyorsunuz.

Bütün bunların yanı sıra, kendi içinizde de kontrol edemediğiniz yoğun duygular ve düşüncelerle başa çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Kim olduğunuzu, ne için yaşadığınızı sorgulamaya başlıyor, daha önce inandığınız değerlere bile eleştirel bir gözle bakıyorsunuz. Ve bedeniniz... O da kontrolünüz dışında değişiyor. Kilo alıyorsunuz, irileşiyorsunuz, sesiniz farklı bir tınıya bürünüyor, yüzünüzde sivilceler çıkıyor. Tüm bu fiziksel değişimlerle baş etmekte zorlanıyorsunuz, çünkü hiçbirini istediğiniz gibi kontrol edemiyorsunuz.

Hayal edebildiniz mi? 

 

Peki böyle bir senaryoyu yaşamış olsaydınız nasıl hissederdiniz? Öfkeli? Çaresiz? Korkmuş? … Peki kafanız karışır mıydı? Değişen şeylerle birlikte yeni hayatınıza uyum sağlamakta zorluk yaşar mıydınız? En yakınlarınızın desteğine ve anlayışına ihtiyaç duyar mıydınız? 

Eğer cevaplarınız evet ise, ergenlerin neler yaşadığını, nasıl zorlu bir süreçten geçmeye çalıştıklarını daha iyi anlayabilirsiniz. Üstüne bir de bütün bu değişimlere rağmen bir hedef belirlemeye ve kendilerini bularak sabit bir kimlik oluşturmaya çalıştıklarını düşünürsek, yergiyi değil de övgüyü ve desteği hak ediyorlar sanki, ne dersiniz? İşte bu yüzden onları çok seviyorum; çok zorlu bir sürecin içinden geçerken bir yandan da kendilerini inşa etmeye çalışıyorlar. 

 

Tam da bu noktada şu soru gelebilir aklınıza: "Biz de bu yaşlardan geçtik, bizim zamanımızda niye ergenlik yoktu?" 

 

Eğer Sokrates'in de 2500 sene önce "ne olacak bu gençlerin hali?" sorusunu dile getirdiğini düşünürsek; ergenlik dönemi hep vardı. Fakat hayat şartları veya toplumsal düzen nedeniyle belki de pek fark edilmiyordu. Çocukların erken yaşta sorumluluk sahibi olmaları bekleniyor, yaşadıkları değişim üzerinde durulmuyor ve onlar da bir şekilde yetişkinliğe geçiyorlardı. Fakat biz bugün bilimsel bilgiler ışığında baktığımız zaman ergenliğin ne kadar kritik bir dönem olduğunu biliyoruz. Bu dönem gençleri anlamak ve onlara destek olmak için bize çok büyük bir fırsat sunuyor aslında. 

Öyleyse şöyle yapalım: "Bizim zamanımızda ergenlik mi vardı?" diye sormak yerine, biraz durup farklı bir soruya odaklanalım: "Benim gençliğimde, çevremdeki yetişkinler ergenlik dönemine dair bilgi sahibi olsalardı, bu dönemin zorluklarını fark etselerdi ve bana destek verselerdi, hayatım nasıl farklı olabilirdi?"

Bu sorunun cevabını hep birlikte düşünelim. O dönemde yaşadığımız duygusal çalkantıları, kimlik arayışımızı, belki anlaşılmadığınızı hissettiğimiz anları hatırlayalım. Acaba bugünkü durumla geçmiş arasındaki fark, "ergenlik döneminin olmaması" mı, yoksa "ergenlik döneminin fark edilmemiş olması" mı?

Eğer cevabınız, "ergenlik döneminin fark edilmemiş olması" ise, işte bu noktada sizin elinizde çok büyük bir fırsat var demektir. Çünkü bu farkındalıkla, bugün kendi ergen yaştaki çocuğunuza verebileceğiniz en kıymetli şeylerden birini sunabilirsiniz: Onu gerçekten anlamak, desteklemek ve yanında olduğunuzu hissettirmek.

Unutmayın, geçmişte sizin eksikliğini hissettiğiniz bir şey bugün çocuğunuz için dönüştürücü bir deneyime dönüşebilir. Bu da sizin ebeveyn olarak onun hayatındaki yerinizi daha da özel ve anlamlı kılar. Ne dersiniz, bu fırsatı değerlendirmeye değmez mi?

Referanslar 

American Psychological Association. (n.d.). Adolescence. In APA dictionary of psychology. Retrieved December 19, 2024, from https://dictionary.apa.org/adolescence 

Dahl, R. E. (2004). Adolescent brain development: a period of vulnerabilities and opportunities. Keynote address. Annals of the new York Academy of Sciences, 1021(1), 1-22.

Parlaz, E. A., Tekgül, N., Karademirci, E., & Öngel, K. (2012). Ergenlik dönemi: fiziksel büyüme, psikolojik ve sosyal gelişim süreci. Turkish Family Physician3(2), 10-16.

Steinberg, L. (2018). Fırsatlar dönemi olarak ergenlik (3. b.). E. Boynueğri, (Çev.). Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.

Yazan: Klinik Psikolog Esra KEÇECİ