Instagram Sahnesinde Spotlar Kimin Üzerinde?
Bazı şeylerin sır olarak saklandığı, saklanması alışılagelmiş şeylerin ise çok daha görünür olduğu tuhaf bir sosyal medya çağında yaşıyoruz. Belki de yaşıyoruz demekten çok, tecrübe ediyoruz demek daha doğru; çünkü bu durum seyircisini de içine katan bir deneyime dönüşmüş durumda.
Bir başkasına faydası olacak bir tavsiyeyi tüm bu imkanlara rağmen saklayan kullanıcılardan, sağ elin verdiğini sol ele poz verdirerek yükleyenlere kadar değişiklik gösteren bir skala şu anda instagram dünyası. Sadece bireysel değil kolektif olarak dünyada olup bitenler üzerinden de düşünecek olursak daha çok bilgiye daha kolay ulaşır durumdayız.
Örneğin eskiden bir gazetenin haberinden öğrenebileceğimiz ölümler, şimdi Instagram’da bire bir, görüntüleriyle gözümüzün önünde yaşanıyor. Bir zamanlar patlama haberleri sadece bir görselle gazetelere yansırken, şimdi aynı olaylara sesleriyle, görüntüleriyle, eş zamanlı şahit oluyoruz. Peki bu kadar yakından ve detaylı biçimde tanıklık etmek insanda nasıl bir dönüşüm yaratıyor?
Bilgiye sahip olmak, insanlığın esas amacının; yani bilgiyi kullanarak dönüşüm yaratma arzusunun ilk adımı. Örneğin bir hastalığı tedavi edebilmek için, o hastalığa yol açan bakterileri, virüsleri ve patojenleri tanımak ve derinlemesine incelemek gerekir. Bu bilgi süreci, ardından hastalığı ortadan kaldırmak ya da onu zararsız bir forma dönüştürmek amacıyla devam eder.
Toplumsal düzlemde bu patolojik durumların karşılığı ne olur? Soykırımlar? Salgınlar? Savaşlar?
Bugün bu olayların çoğuna görsel ve işitsel olarak tanıklık edebiliyoruz. Ne yazık ki bir soykırımı ekranlarımızdan yüksek çözünürlükle izlediğimizi söylemek abartı olmaz. Böylece, yalnızca izleyici değil; aynı zamanda bu sürecin aktif bir parçası haline geliyoruz. Bu deneyim artık yalnızca dışarıdan izlenen bir şey değil; bizleri içine alan, bizleri de dönüştüren bir hâle geldi.
Sosyal psikolojide "bystander effect" yani "seyirci etkisi" olarak bilinen kavram; bir olay sırasında çevremizde başkaları da varsa yardım etme olasılığımızın azalacağını öne sürer. Kalabalıklaştıkça vicdanen yalnızlaştığımızı bilimsel bir dille açıklayan bir kavram aslında.
Instagram, modern zamanın en yoğun ‘bystander’ etkisi mekânlarından biri haline gelmiş durumda… Hikayelerle hızlıca duygu durumları değişiyor: bir an bir savaş görüntüsü, hemen ardından bir magazin paylaşımı... Hayatın sürekliliği ne kadar doğalsa, bu akışa karşı duygularımızı düzenlemek ve değerlerimizi korumak da bir o kadar elzem. Hayatın akmaya devam etmesi, dünyanın başka bir köşesindeki acıların bizde hiçbir karşılık bulmadığı anlamına gelmez. Aksine, böyle zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, insan olmanın getirdiği temel değerleri hatırlamaktır.
Bilgi işlendiğinde, duygu dünyamızda bir karşılık bulur; bu karşılık da değerlerimizle uyumlu bir anlam dünyasının temelini atar. Ancak bilgiyi ve beraberinde gelen duyguyu tecrübe etmek ve anlamlandırmak için bireysel bir irade ve zaman gerekmektedir. İnsan, gördüğü şeyi idrak etmek için durma ihtiyacı hisseder. Bu idrakin ardından bir duygu uyanır; o duyguyu hissetmek, tanıklık ettiğimiz olayları işleyebilmenin ilk adımıdır. Durmak saniyeler içinde geçtiğimiz instagram hikayeleri için sürreal bir beklenti olabilir. Durmadan devam etmek ve maruz kalmak ise duyarsızlaşmanın en temel mekanizmasıdır.
İnsan, bizzat deneyimlemese bile tanıklık ettiği olaylardan etkilenerek travmatize olabilir; buna ikincil travma denir. Bu tür bir travmada, hafıza ve duyguları işleyen beyin bölgeleri arasında bir etkileşim başlar. Bu süreç sağlıklı işlerse, olumsuz bir anıyı işlevselliğimizi bozmadan, sorumluluk alarak ve dönüştürerek zihnimizde yerleştirebiliriz. Bu dönüştürme gücü, insanın sahip olduğu en değerli psikolojik yetilerden biri olarak görülebilir.
Tarihi anlara tanıklık ediyor, bu deneyimlerin bir parçası haline geliyoruz. Ancak ne yazık ki, tüm bunları işleme konusunda giderek daha da duyarsızlaşıyoruz.
Hal böyle olunca, Instagram sahnesinde aklımızı kurcalayan tek bir soru kalıyor: Spotlar gerçekten kimin üzerinde?
Yazan: Klinik Psikolog Ayşe Selin ZORLU