Neden İslami Perspektiften bir Psikoloji?
Psikolojinin “İslami” bir perspektiften çalışılması gerekli midir? Bu soruya nedenlerini açıklayarak cevap verelim. Öncelikle psikolojinin bilimler içindeki yerine bakalım. Psikoloji, sosyal bilimler kategorisine girer. Bu neden önemlidir? Çünkü sosyal bilimler, fen bilimlerinden farklı olarak bulundukları coğrafyanın kültür ve değerlerinden etkilenir. Matematik ya da fizik gibi fen bilimlerinin ulaştığı sonuçlar her yerde geçerliyken, insan ve toplumla ilgilenen disiplinler için bu durum sınırlıdır.
Psikoloji insanı anlamaya yönelir; sosyoloji toplumu, felsefe ise varlık, bilgi, değer ve hayatın anlamı üzerine sistemli düşünmeyi konu alır. Bu alanların hepsi, doğdukları kültürel bağlamda gelişir. Psikolojiyle uğraşan bir araştırmacı, “İnsan nedir? Sağlıklı ve sağlıksız hâli nasıl olur?” gibi sorulara, çevresindeki insanları gözlemleyerek ulaşır. Ancak “sağlıklı” ya da “normal” sayılan şey, her toplumun kendi normlarına göre belirlenir. Peki burada nasıl bir sorunla karşı karşıya kalabiliriz?
Bir kültürde geliştirilen tanım ve ölçütler, başka bir coğrafyada sorunlu ya da yetersiz görünebilir. Üstelik bu yalnızca kültürel bir meseleyle sınırlı değildir; aynı zamanda inanç boyutunu da içerir. Neden? Çünkü toplumlar, değerlerini ve davranış standartlarını genellikle bir dünya görüşüne –çoğu zaman bir dine– dayanarak oluşturur. Araştırmacı da bu görüşün izlerini farkında olmadan teorilerine taşır.
İnsanın davranışlarının arkasında her zaman bir inanç vardır. Kişi, bir davranışı benimserken, o davranışın dayandığı temel kabulleri de farkında olarak veya olmayarak hayatına alır. Zamanla bu kabuller, zihnine ve kalbine yerleşir. Psikoloji bağlamında bu, modern yaklaşımların veya teorilerin hangi kültür ve inanç zemininde üretildiğini dikkate alma gereğini gösterir. Çünkü bu teorilerin önerdiği tedavi pratikleri bu teorilerin dayandığı inanç sistemlerinin ilkelerini taşıyor olacaktır.
Öyleyse bu noktada modern psikoloji nerede geliştirilmiştir sorusu büyük bir önem kazanır. Modern psikoloji en çok Batı toplumlarında geliştirilmiştir. Bu alanın öncü isimleri; Hristiyanlık, Yahudilik veya seküler dünya görüşlerinin hâkim olduğu bir ortamda yetişmiştir. Dolayısıyla, psikolojik kavram ve yöntemler bu arka plandan tamamen bağımsız değildir.
Bu noktada yeni bir soru daha ortaya çıkar: Modern psikolojinin tekniklerini alıp temelindeki inançları almadan kullanabilir miyiz? Davranış, onu besleyen inançtan tümüyle ayrılamaz. İnsan, inandığı gibi yaşar ya da yaşadığı gibi inanır. Dolayısıyla, psikoterapötik yöntemleri İslam süzgecinden geçirmeden uygulamak, bazen farkında olmadan başka inanç kalıplarını da benimsememize yol açabilir.
Öte yandan modern psikolojiyi bütünüyle reddetmek de doğru değildir. Bu bilim dalının içinde, İslam’a aykırı olmayan veya insanı anlamada yararlı pek çok bilgi bulunur. Yapılması gereken, bu bilgileri İslam’ın temel kaynakları ve değerleriyle uyumlu şekilde seçip değerlendirmektir. Bu yaklaşım, İslami psikoloji çalışmalarının bir yönünü oluşturur.
Diğer yön ise daha derin bir çabayı gerektirir: Psikolojiyi, baştan itibaren İslami bir perspektifle ele almak. Yani insanın doğası, sağlıklı ve sağlıksız hâllerinin ölçütleri, ruhsal iyileşmenin yolları gibi soruları; Kur’an, Sünnet ve bu kaynaklardan beslenen İslam geleneğinin birikimiyle birlikte ele almak. Böyle bir çerçeveden üretilen psikoterapi uygulamaları, hem psikolojik sorunların çözümüne katkı sağlar hem de kişinin inançla uyumlu bir yaşam geliştirmesine destek olur.
Böyle bir terapi süreci, psikolojik sorunlara çözüm ararken aynı zamanda kişinin imanını güçlendirebilir ve Allah’a yakınlığını destekleyebilir. Bu, ruh sağlığıyla inanç arasında sağlıklı bir köprü kurar.
İslam, yalnızca bir inanç sistemi değil; aynı zamanda tüm yaşamı kuşatan bir hayat düzenidir. “Müslüman (Arapça: Müslim)” kelimesi, Arapça selm / teslim kökünden gelir ve “teslim olan, boyun eğen, barışa giren” anlamını taşır. Dini bağlamda ise Müslüman, kalbini ve hayatını Allah’a teslim eden, peygamberi aracılığıyla gönderilen dine gönülden bağlanan ve uyan kişidir. Psikoterapi sürecinin, bu teslimiyeti destekleyen ve ruh sağlığını besleyen bir zemine oturması; insanın hem psikolojik iyiliğini hem de kulluğunu derinleştiren bir yol açar.
Önerilen Kaynaklar
Badri, M. (2018). Müslüman psikologların çıkmazı (İ. N. Kaya, Çev.; 2. baskı). Mahya Yayıncılık.
Rothman, A., & Coyle, A. (2018). Toward a Framework for Islamic Psychology and Psychotherapy: An Islamic Model of the Soul. Journal of religion and health, 57(5), 1731–1744.
Keshavarzi, H., Khan, F., Ali, B., & Awaad, R. (Eds.). (2020). Applying Islamic principles to clinical mental health care: Introducing traditional Islamically integrated psychotherapy. Routledge.
Yazan: Klinik Psikolog Zeynep Ebrar PAŞA