Mükemmel Seçim Yaparken Mahkum Kalınan Seçenek
Kimisi kararsız olduğunuzu söylüyor, kimisi önem vermiyor diyor, üstüne düşmediğinizi varsayıyor. Halbuki siz daha iyi biliyorsunuz. En doğru karar var, yapmaya çalıştığınız şey onu bulmaya çalışmak. Bu karar verme yolculuğu yoğun kaygı, bitmeyen iç konuşmalar, baskı ve gerginlik taşıyan karmaşık ve ıstıraplı bir deneyim haline geliyor.
“Mükemmeliyetçilik” yalnızca tek yüzü görünen bir bozuk para gibidir. Bir tarafta sahip olduğunuz değerler ve elinizdeki bilgiler doğrultusunda, duruma uygun bir karar vermek ve bu kararı elinizden geldiğince uygulamak vardır. Yüksek standartlar olabilir, bu standartlara bazen erişilir bazen erişilemez fakat gerçekçidir. Sizi harekete motive eder.
Mükemmeliyetin görünmeyen yüzü, yani insanların varlığını bilmediği “mükemmeliyet” ise insanı felce uğratan bir ikilem yaşatır. Verilemeyen karardan ötesini görmek zorlaşır. Mükemmel bir seçim ve bu seçimi yapamayan kişinin kendisi vardır. Verilecek kararın uygunluğuna dair duyulan şüphe, insanların onay ya da beğenisine duyulan ihtiyaca; bu ihtiyaç karşılanmadığında yaşanacak tatminsizlik ise bir sonraki seçim anında aynı döngünün yeniden başlamasına yol açar ve bir kısır döngü oluşur.
Yanlış adımı atmama çabası kimi zaman kişiyi yolun sonuna getirir. Beğenilen kıyafetin tükenmesinden ertelediğimiz işlerin zamanının dolmasına, paylaşılmayan anının unutulmasından aramaktan korktuğumuz insanların hayatımızdan çıkmasına kadar hayatımızın içinde yaşanan deneyimler karar veremediğimiz için elimizdeki seçime mahkum kalmanın bazı örnekleridir. Biz yapmadığımız için bizim adımıza yapılmış, mahkum olduğumuz seçimlerdir bunlar. Hayat, bütün ihtimalleri değerlendirirken her ihtimalin elimizden alınması, olacaklardan endişe ettiğimiz için atmadığımız adımların yolun sonu haline gelmesiyle geçer.
Farkında olunması gereken nokta, seçim yapmamanın mevcut seçeneğin kabulü olduğu gerçeğidir. Kısa vadede karar vermeyi ertelemek kaygı ve gerilimi azaltır, bu doğru. Fakat uzun vadede, insan kendi hayatında bir özne olmaktan çıkar ve çevresinde yaşananlara maruz kalan biri haline gelir. Seçeneklerin artması, mükemmeliyetçi zihin için belirsizlikle birlikte yanlış seçim tehdidinin doğurduğu korku, endişe, pişmanlık ihtimallerinin de artması anlamına gelir. Zamanla karar verme anları, umutsuzluk, sabırsızlık, çabuk vaz geçme, tatminsizlik gibi duygusal yükler taşımaya başlar. Kararsızlıkla başlayan yolculuk, erteleme, suçlama, kendi kararına güvenin düşmesi ve daha fazla kararsızlıkla döngüsü yaşanır.
Bilişsel Davranışçı Terapilerde bu kısırdöngüye müdahale sırasında, seçimlerimizi etkileyen içsel mekanizmalar, mükemmeliyet ile ilişkili inançlarımız, hayatı belirsizlikleri ile kabullenme ve en doğru kararı vermeyi beklemek yerine yanılma ihtimaline rağmen ilerleme konuları ön plana çıkar.
Psikoterapi ile, bu kısır döngüyü anlamak, sorgulamak ve adım adım esnetmek mümkündür. Bugün verilecek karar, hayatınızı kökten değiştiren büyük bir karar olamabilir; ama yardım istemeyi seçmek bile, mükemmeliyeti değil, ilerlemeyi tercih eden bir karar olarak bu yolculuğun önemli başlangıç noktası olabilir.
Yazan: Klinik Psikolog Havva KAHRAMAN