Yükleniyor, lütfen bekleyiniz.

Yaşamda Anlam ve İnsan Psikolojisi

Yaşamda Anlam ve İnsan Psikolojisi

Yaşamda Anlam ve İnsan Psikolojisi

Her insan öyküsünün biricikliğini unutmamakla beraber terapi koltuğuna oturan bir danışanın karşılamak ihtiyacı hissettiği 4 temel yönelimi şu şekilde ifade etmek mümkün görünüyor: anlatmak, anlaşılmak, anlamak ve çözüm bulmak. Bu ihtiyaçlarla birlikte terapideki sınırlı zaman, semptom odaklı protokoller, yaşam kalitesini artırmaya yönelik yaklaşımlar hem terapistin hem de zaten ızdırap içinde olan danışanın odağını çoğu zaman sorun merkezli bir hatta taşıyor. Danışanın sıkıntısını azaltmak, işlevselliğini artırmak ve olumsuz düşünce kalıplarını dönüştürmek gibi kıymetli çıktılara ulaşmaya yardımcı olan bu yaklaşım öte yandan -belki de faydalı olmasının etkisiyle- terapi sürecini dar bir çerçeveye hapsederek insan psikolojisinde merkezi yere sahip bazı alanların göz ardı edilmesine yol açabiliyor. Çoğu zaman ihmal edilen bu alanlardan biri ise kişinin yaşantılarını okuma ve değerlendirme biçimini şekillendiren bir gözlük mesabesindeki yaşamda anlam.

Oysa farklı zamanlarda yapılmış araştırmalar bize gösteriyor ki yaşamda anlam, hem psikopatolojiden korunma (Chmielewski ve ark., 2022; Zika & Chamberlain, 1992) hem de psikolojik iyi oluşun sürdürülmesinde (Gerschman, 2017) önemli bir yere sahip. Anlamdan kopuş depresyon, anksiyete ve içsel boşluk duygularıyla eş yönlü hareket ederken (Chmielewski ve ark., 2022); anlamlı bir yaşam duygusu bireyin psikolojik dayanıklılığını, benlik bütünlüğünü ve ruhsal iyileşmesini destekleyebiliyor (Gerschman, 2017; Zika & Chamberlain, 1992). Yani anlam; yalnızca acıdan koruyan değil, iyiliği de besleyen bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Anlam deyince akla ilk gelen “bir işâret, kelime, hareket veya olaydan anlaşılan mânâ” (Kubbealtı Lugâtı, t.y.) olsa da yaşamda anlam psikoloji bağlamında yalnızca bilişsel bir “yaşam açıklaması” değil, birden çok yönü ihtiva eden bir kavram olarak tanımlanabilir. Gerschman (2017) ortaya koyduğu doktora tezinde anlamın bilişsel, motivasyonel, duygusal ve davranışsal bileşenlerden oluştuğunu vurgular. Yaşamın bir tutarlılığa ve düzene sahip olduğunu kavrama bilişsel bileşene tekabül ederken bu anlam sisteminin beraberinde gelen değerler ve amaçlar doğrultusunda hareket etme isteği motivasyonel bileşeni oluşturur. Yaşamın anlamlı olmasının getirdiği doyum ve bütünlük hisleri de duygusal bileşene denk düşer. Tüm bu etkenler ile anlamı yaşama yön veren somut eylemlere dönüştürmek de bu kavramın davranışsal bileşenini oluşturur. Yani anlam diye tabir edilen kavram; düşünce, duygu, amaç, değer ve davranışlar üzerindeki etkisiyle kişinin dünyayla kurduğu ilişkiyi ve kendini bu hayat içerisinde nasıl konumlandırdığını belirler. Bu nedenle, anlam yalnızca “yaşam nedenleri”ni değil, aynı zamanda “nasıl yaşadığımızı” da kapsar. Bu 4 bileşenden herhangi birinde eksiklik ise anlamın olumlu etkilerini ortadan kaldırma potansiyeline sahip. Örneğin bilişsel alanda bir anlam dünyası inşa etmiş kişi bu anlam dünyasının gerektirdiği değer ve amaçlarla harekete geçip davranışta bulunmuyorsa bu içsel bir krize yol açabilir. Chmielewski ve arkadaşlarının (2022) çalışmasında da ortaya konulduğu üzere anlam krizi yaşayan kişilerde hayatı bir anlam çerçevesindeki değer ve amaçlarla yaşayan kişilere nazaran daha şiddetli klinik semptomlar görülmekte.

Ayrıca anlamın, kaynağı itibariyle de psikolojik çıktılarla ilişkili olduğunu eklemek yerinde olacaktır. Eğlence ve iyi hissetme gibi kısa vadeli haz odaklı (hedonistik) anlam kaynakları anlam krizinden ve depresif belirtilerden kişiyi uzak tutabiliyorsa da sosyal sorumluluk, dindarlık, spiritüalite ve üretkenlik gibi uzun vadeli değer ve amaç odaklı (eudaimonik) kaynakların aksine anlamlı yaşam değişkeniyle herhangi bir pozitif ilişkileri bulunmuyor (Chmielewski ve ark., 2022). Eudaimonik kaynaklar vesilesiyle anlam tecrübesi edinen kişiler hem depresyon, anksiyete ve benzerinin klinik semptomlarından daha uzak kalmaya hem de yaşamda anlamın olumlu etkilerini tecrübe etmeye daha yatkın oluyorlar (Chmielewski ve ark., 2022).

Tüm bu bulgular ve kavramsal çerçeve bize gösteriyor ki insanın psikolojik sağlığı açısından sorunlar ve belirtiler üzerine odaklanılan terapilerle beraber anlamla örülü bir yaşam da oldukça kıymetli. Gerek terapi içerisinde kişinin kendi hayatını hangi değerler ve amaçlar ekseninde yaşadığını fark etmesine alan açmak, gerekse terapi dışında bu meseleyi gündem edinmek terapistler ve danışanlar için yararlı olacaktır zannediyorum. Sorunların çözümü elbette önemlidir; fakat unutulmaması gereken, sorunların içindeki anlamı keşfetmenin iyileşmeye giden yolda yönümüzü gösterecek bir pusula bulmak anlamına gelebileceğidir.

Referanslar

Chmielewski, F., Hanning, S., Juckel, G., & Mavrogiorgou, P. (2022). Relationship between psychopathology and sources of meaning in psychotherapeutically treated patients: A naturalistic cross-sectional analysis. Psychopathology. https://doi.org/10.1159/000524688

Gerschman, E. S. M. (2017). Life-meaning, psychological health, and well-being (Doctoral dissertation). https://doi.org/10.4225/03/589016D53B0A6

Zika, S., & Chamberlain, K. (1992). On the relation between meaning in life and psychological well-being. British Journal of Psychology, 83(1), 133–145. https://doi.org/10.1111/j.2044-8295.1992.tb02429.x

Kubbealtı Lugatı. (n.d.). Anlam. Lugatim.com. https://lugatim.com/s/anlam


Yazan: Psikolog Ali ŞAHİN