Yükleniyor, lütfen bekleyiniz.

Neden Artık Odaklanamıyoruz? Sosyal Medyada Kaydırmanın Hayatımıza Etkileri

Neden Artık Odaklanamıyoruz? Sosyal Medyada Kaydırmanın Hayatımıza Etkileri

Neden Artık Odaklanamıyoruz? Sosyal Medyada Kaydırmanın Hayatımıza Etkileri

Birçoğumuzun zamana zaman otomatik bir şekilde yaptığı bir hareket var: Kaydırmak. Sosyal medya akışını aşağı doğru çekmek, gündelik hayatımızın olağan bir parçası haline geldi. Çoğu zaman bunu yaptığımızın bile farkında değiliz. Kimi zaman merakın peşinde, kimi zaman eğlenmek niyetiyle, oldukça uzun vakitlerimizi sosyal medyada geçiriyoruz. Ancak masum görünen bu davranışın yaşamımız üzerinde önemli etkileri bulunuyor.

İyi hissetmek, rahat hissetmek, eğlenmek birçoğumuz arzuları arasındadır. Sosyal medyanın yapısı, sunduğu geniş içerik seçkisi ve kişiselleştirilmiş algoritmalar sayesinde anlık olarak bize hitap edecek içeriklerle karşılaşmak çok kolay. İçeriklerin hızla güncelleniyor olması, bu durumu çok hızlı bir deneyime çeviriyor. Sıcak bir yaz gününde yolda yürürken yanınızdan dondurma arabası geçtiğini hayal edin. Muhtemelen dikkatinizi diğer arabalardan daha fazla çekecektir. Sosyal medyada benzer şekilde dikkatimizi çeken uyaranlarla dolu ama bir farkla. Aynı senaryoda dondurma arabası, su satıcısı, limonata stantı gibi çeşit çeşit uyaranın etrafınızda belirdiğini farz edin. Tam da bunun gibi o anda bizi rahatlatacak, anlık ihtiyacımızı giderecek birçok içerik önünüze sunulmuş oluyor. 

Peki o anda bizi kendine çeken içeriklerin hayatımıza nasıl bir etkisi oluyor?

Sürekli kaydırmak, beynin ödül sistemini hızlıca uyaran küçük dopamin patlamalarına yol açıyor. Yani her yeni içerik, bizim için küçük bir ödül haline geliyor. Bu küçük ödülleri toplarken, bir içeriğe çok kısa zaman ayırıp dikkatimizi hızlıca başka yöne çevirme egzersizi yapmış oluyoruz. Her gün saatlerce yaptığımız egzersiz zamanla dikkat süremizin kısalmasına ve zihnin tek bir görevde kalmakta zorlanmasına sebep olabiliyor. Beyin, sürekli uyarılan dikkat devrelerine alıştığında “Eskiden bir günde bir kitap bitirirdim, şimdi birkaç sayfa okuyup bırakıyorum” gibi hayıflanmalarımız açığa çıkıyor. Çünkü sosyal medyada ödüllendirilen hızlı içerik tüketimi dış dünyada karşılık bulmuyor. Gündelik ilişkilerimizi sürdürmek, uzun vadeli hedefler için çalışmak, yeni bir beceri edinmek gibi hayatın olağan parçaları; dikkati anlık ödül vermeyen durumlarda da sürdürebilmemizi, sabır, sebat ve sıkıntıya tahammül göstermemizi gerektiriyor. Sevdiğiniz bir arkadaşınızla muhabbet ettiğinizi düşünün. Sohbetin her anı sizin için aynı derecede ilgi çekicilikte mi olur? İlginizi çekmeyen bir konu olduğunda arkadaşınız için önemli olduğu için konuşmaya dahil olmaya devam mı edersiniz, yoksa sohbeti sonlandırıp o an ilginizi çeken başka bir arkadaşınızla mı muhabbet etmeye başlarsınız? Tam da bunun gibi kıymet verdiğimiz şeyler söz konusu olduğunda anlık sonuçlar için hareket etmek yerine sabır göstermeyi tercih edebiliriz. Oysa zihnimiz “anlık rahatlama” peşinde koşmaya alıştıkça, sıkıldığımız anda başka bir şeye yönelme eğilimimiz artıyor. Bu da zamanla sabır, sebat, sıkıntıya tahammül gibi bize yardımcı olan becerilerimizin zayıflamasına yol açabiliyor. Dolayısıyla sosyal medyadaki hızlı akış, zamanla uzun vadeli emek isteyen görevleri yapmamızı ilişkilerimizi istediğimiz gibi sürdürmemizi zorlaştırabilir. Bunun sonucunda hayatta kıymet verdiğimiz şeylerden uzaklaşmamıza neden olabilir.

Peki ne yapabiliriz? 

İlk adım, sosyal medyada geçirdiğimiz zamanı azaltmak olacaktır. Telefonu günün belirli saatlerinde bir kenara bırakmak, yemek yerken veya yürürken ekrana bakmamak, bir işe başlarken veya bir arkadaşla vakit geçirirken telefonu bir kenara bırakmak gibi ufak değişiklilerle başlayabilirsiniz. İkinci olarak “anlık ödül” arayışına çıktığınız anları fark edip kendinize bunun uzun vadeli sonuçlarını hatırlatmayı deneyebilirsiniz. Son olarak, zihnin doğal ritmini yeniden kazanmasına yardımcı olacak egzersizleri günlük rutininize dahil etmek faydalı olacaktır. Kitap okumak, zikir çekmek, meditasyon yapmak, düşünmeye teşvik eden bir içerikler okumak veya günlük tutmak gibi pratikleri günlük rutininize ekleyerek bu becerilerinizi zaman içinde güçlendirebilirsiniz. 


Yazan: Klinik Psikolog Emine Serra NEBATİ