Yükleniyor, lütfen bekleyiniz.

Kontrol Etmek Ya Da Etmemek: İşte Bütün Mesele

Kontrol Etmek Ya Da Etmemek: İşte Bütün Mesele

Kontrol Etmek Ya Da Etmemek: İşte Bütün Mesele

 

İnsan zihni şeylerin veya olayların gidişatına dair bir fikir sahibi olmak ister her zaman. En sevmediği şey ise buradan hareketle belirsizliktir. Yarın trafiğin nasıl olacağı, hava durumu, nasıl biriyle tanışacağı, iş bulup bulamayacağı, ameliyatının nasıl geçeceği, yaşayıp yaşamayacağı veya kaç yıl yaşayacağı… Okurken yazılanların devamını getirmekte zorlanmadıysanız siz de normal bir zihne sahipsiniz demektir.

 

Peki belirsizlik ortadan kaldırabileceğimiz bir şey midir? 

 

Bu gerçekçi bir soru mudur yoksa yel değirmenleriyle mi savaşacağız?

 

Belirsizlik ortadan kaldırılmak istenen bir durum olsa da bu yaşadığımız hayatın içinde mümkün olmayan bir seçenektir… Yaşam, kendi içinde ihtimaller ile sürekli yeniden şekillenen kader akışıyla bize dinamik bir olgu olduğunu gösterir. Tüm ihtimalleri ezberlemek, kadere hükmetmek yerine yaşamın kendi dinamiğine ayak uydurmak burada insan zihnine en önemli özelliklerinden biri olan esnekliği katacaktır.

 

Ayak uydurmak ne anlama geliyor, nasıl katılır bu esneklik?

 

Belirsizliği tolere etmeyi öğrenerek, bunu bir kas gibi düşünürsek farklı yaşam olaylarıyla bu kası geliştirerek. Onu belirli kılmaya çalışmak yerine orada o belirsizliği kabul edip bunun kesin olarak olumsuz anlama gelmediğini (fakat onun da bir ihtimal olduğunu) düşünce sistemiyle destekleyerek. Davranışlarla pekiştirerek…

 

Sevdiğimiz birini kaybetme ihtimali de buna dahil mi peki? Veya hayatın içinde bir anda treni rayından çıkartan bir hadise? Kendi hayatımız? Ne kadar yaşayacağımıza dair düşünmeyecek miyiz? 

 

Düşünmekle bulunamayan cevaplar, yaşamakla ancak görülen ve ulaşılan bilgiler; zihnimizi fazla düşünmeye teşvik eder. Tilkilerin kuyruklarını bağlamak isterken bir bakmışsınız kırk tilkinin kuyruğu birbirine değmeden zihnimizin içinde bağımsızlığını ilan etmiş… Bu fazla düşüncelere ruminasyon diyoruz ve tıpkı tilki örneğindeki gibi sonu gelmeyen ve ardına sürekli yenisini davet eden bir döngü anlamına geliyor. Tam bu noktada bu belirsizliği aslında çözmediğimizi belirsizliğin yarattığı kaygıyı baskılamaya çalıştığımızı fark ettiğimizde ise yeni bir pencere açıp tilkileri oradan dışarı çıkarabiliriz. Zira kaygı tamamıyla yok edilen bir duygu olmamakla birlikte belirsizlik konusunda pek iyi bir yardımcı da değildir. Belirsizliğin beraberinde gelen kaygı ile orada durmak, kasımızı geliştirmek zamanla bizi düşüncelerimize karşı daha dengeli bir yerde tutacaktır.

Bu dengeli yer ise tam da kontrol etmek ve etmemek* arasında bir yer.

*küçük bir düzeltme ‘edememek’.

Yazan: Klinik Psikolog Ayşe Selin ZORLU